Doğudaki dış sur, birbirine paralel iki duvardan ibarettir.
Aralarında açıklık 6 m olup moloz taşından harçla yapılmıştır.
Bu duvarların alt kısımları daha eskidir. Orta kısımdan kale
tarafına harçla yapılmış tonozlu bir yol gitmektedir. Bu yolun
kalenin kuzeyindeki tünelle alakalı olduğunu zannediyoruz
Doğusunda bulanan kapı burcu moloz taşından harçla yapılmıştır.
Kapı süveleri kesme taşalırın üst üste konulmasıyla meydena
getirilmiş üstüne ağaç hatıllar konularak tuğla ve taş malzeme
ile yuvarlak kemer çevrilmiştir. Kapının eni 2,10 yük 2,30 m
“dir. İkinci kapı da ayni teknikle yapılmıştır. İki kapı
arasındaki gecidin iki tarafıda birer küçük oda bulunmaktadır.
Her ikisinin enleri 2,5 soldaki derinliği 2, sağdakinin 0,50,
yük 3 cer m.”dir. Bunlara oda demekten ziyade niş demek daha
yerinde olur.
Doğu duvar burçlarından en itinali yapılan kuzey bitişiğindeki
burçtur. Harçla moloz taşından yapılan bu burcun üç tarafı
yuvarlaktır. Tepesinde ayrıca yuvarlak bir kısım daha vardır.
Burcun üzerinde iç tarafından bir merdivenle çıkılmaktadır.
Bundan sonra aynı malzeme ve teknikle yapılan burç ve surlar
kuzeydeki uçurumun başına kadar gitmektedir.
Kalenin güney yüzü birikinti mahrutiyle dolmuş olduğundan müdafa
bakımından önemli sır ve burçlar bu tarafa yapılmıştır. Bunlar
da yer yer zayiat vermişlerdir. Hepsi de aynı malzame ve
teknikle yapılmışlardır.
Kalenin üzerinde boyu 100, eni 30-40 m. Olan bir düzlük vardır.
Burada birde su mahzeni bulunmaktadır. Moloz taşından harçla
yapılmış olan bu mahzen ortasında bir duvarla ikiye ayırlımıştır.
Boyu 12, eni 6, derinliği 7 mdir
Tüneller bahsinde geçen kaya tüneli kuzey tarafındaki terasa
üzerindedir
Kalenin üzerinde bir çok çanak çömlek kırıkları bulunmakta ise
de bunlar eski değildirler. 1830”da kalede Çapvan”lardan Hasan
adında bir derebeyinin hüküm sürdüğü ve aynı şahsın o tarihte
buradan sürüldüğünü R. Leonhard işaret etmektedir. 1830 da yine
kale üzerinde 30 haneli bir mahalle buludugunu aynı kaynaktan
öğreniyoruz.
Kalenin üzerindeki tünel çok eskidir. Buna göre kale
Paflagonyalılar zamanından beri meskün ve müdafaa yeri olarak
kullanılıyordu. Fakat bugün ayakta duran kale Türk eseridir.
Burç ve duvarların yapılış tekniği kapılar ve kemerler, su
mahzeni tamamen türk ve bilhassa Osmanlı karakterinde
yapılmıştır. Yalnız dıştaki birbirine parelel duvarların alt
kısımlarıyla, kalenin üzerinde kuzey tarafındaki bahçe denilen
kısmın alt duvarları Roma ve Bizans eseridir.
BOYABAT İLE İLGİLİ EN GENİŞ ÇAPLI ARAŞTIRMA OLMASI AÇISINDAN
DİKKAT ÇEKEN ÇALIŞMADA KALE İLE İLGİLİ BİLGİ DE VERİLMİŞTİR.
Kalede son oturanlar bu mahalleye göç etmişlerdir, böylece kale
boşalmış, kaledeki eski ev keresteleri surlar üzerinde aşağı
atılırken biri ağacı elinden bırakamamamış ve ağaçla birlikte
surdan aşağı düşmüş, bu taşınma 130-140 yıl önce bir cana mal
olmuş bu kayalar üzerinde bir sürü kesik oyuk ve delikler var.
Bunlar ilk kaleye ait işlerdir. Çok eski zamanlara gider…
Boyabat Kalesinin buraya kadar anlattığım kısmı yani eski kale (M.Ö.
600) yıllarında Paflagonyalılar tarafından kurulmuştur.
Biz eski kalenin dış görünüşünün nasıl olduğunu kestiremiyoruz.
Bugün gördüğümüz sur ve burçlar çok yeni olup bir Türk
Kalesidir. Biz Boyabat kalesini eski kesinti, oyma ve tüneli ile
2600 yıllık bir kale ve tarihi eser diye görüyoruz.
Kalenin bugunkü haline gelince; Kalenin görünen surları burçları
ve önündeki hendek ile iç kısmındaki su deposu Türk İslam
eseridir. Bu kalenin Selçukluların son zamanlarında yapıldığı
kanaatını vermektedir. Beklide Candaroğullarının Pervanelirin
veya Danişmentlilerin eseridir.
Kale kapısının önünde bir hendek bulunmaktadır. Bu hendek kaleye
hucum edecek düşmanlar için bir engel olarak yapılmıştır.
Boyabat Kalesine Döme dağı tarafından avgın ile su
getirilmiştir. Yer yer bu eski avgınları rastlanmaktadır. Bu su
yolunun İslami devirden öncelere ait olduğu sanılmaktadır